Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Haziran 2012 Salı

Buyrun kahve falına :)

Ben türk kahvesini özledim. Orta şekerli, bol köpüklü (benim yapamadıklarımdan yani) bir fincan kahve, yanına sigara ve dost sohbeti. Dedikodu diyemiyorum, ben pek beceremiyorum çünkü, bu nedenle de keyif vermiyor benimle dedikodu faslı. Ama tercih eden varsa şöyle hafif bir doz alabilir yanına :) Sonra fincanlar kapatılır, muhabbet devam eder. Zaman ilerledikçe parmaklar fincan tepesinde gezer "soğudu mu ki acabaaa" şeklinde. Biri muhakkak soğur eninde sonunda. Sevinç, heyecan ve tabii ki merak karışımı bir bekleyişle fincan alınır, falcı edasıyla gizemli bakışlarla telveler bir bir dile gelir. "o uzun boylu adam kim ki, hele o kem bakışlı kadın kesin şu..." nidalarıyla fincan yavaş yavaş okunur. Başlanılan şekle geri dönüldüğünde bir hüzün çöker. "Bu kadar mı" sorusu dile gelemez ama gözde belirmesi de çoğunlukla engellenemez.
Ben tabağa da bakarım mesela, dilek tutar karşımdaki arkadaşım, o dileği tabakta ararız birlikte.
En sevdiğim kısım, fal biter, sonrasında kritiği yapılır. Tek tek önemli noktaların üstünden geçilir. Gelecek konusunda değil pek, kısmet para aşk filan gibi konularda söylenenler pekiştirilir. İşte bu anları ben çok seviyorum dediğim gibi. O bulamaçtan hayat çıkartmaya çalışmak ayrı bir keyif veriyor bana.
Nasıl da özlemişim, biri gelsin Fethiye'ye de fal bakayım :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder