Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

27 Mayıs 2012 Pazar

yuh :))

tüm mayıs ayı boyunca çalıştım aslında :) bunu dün farkettim. 3 gün (yol hazırlıkları filan) sonrası yolculuk, ve hala çalışıyorum :D Hem de öyle böyle değil, sabah 9 da kalkıyorum, en geç 10 gibi dükkanı açmaya gitmiş oluyorum, temizlik filan, sonra gece 12-1 e kadar duruyorum Sedat'la. O daha da beter, ama Diablo oynamak için kalıyor sayılmaz onun mesaisi :) Neyse, yuh kısmı bunlara değildi tabii. Bursa'da iken,  meşhur bir kahvaltı sevdamız vardı kocacığımla. Her pazar ve her ilk fırsatta hemen şirin bir sofra kurardık. Televizyonun karşısında kikir kikir kahvaltımızı ederdik. Acelemiz olmadan. Şimdi tabii her sabah ikimizden biri en azından dükkanı açmak zorunda. Öyle uzun kahvaltılar yalan. Poğaça, tost falan filan derken bir farkettim ki (iki hafta kadar önce) benim canım felaket yumurta istiyor! Omlet olur, haşlama olur, çırpma olur. Her yer yumurta kokmaya başladı. (Biraz iğrenç evet ama çok canım istedi, alışmışlık kudurmuşluk meselesi). Derken, geçtiğimiz hafta Sedat'a bu durumu itiraf etmeye hazırlanırken, o da demez mi, yumurta yemek istiyorum diye :) Tabii 1 hafta boyunca hayaller kurduk. Nerede - nasıl yeriz, erken kalkıp kahvaltı edebileceğimiz gün ayarlamaya çalıştık filan. Derken az önce yedik sahanda göz yumurtalarımızı sonunda.. Fakat, 4 yumurta, bir domates, bir salatalık, 2 parça peynir, bir avuç zeytine bir de ne idüğü belirsiz bir vişne reçeli ile bala 16 tl vermek durumunda kaldık. Oha tam da burada içimden kopup geldi işte :)  Biz en iyisi tüp alalım eve, olmayacak böyle gerçekten :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder