geçenlerde Rissolli & Isles'da bir bölümde, Jane sevdiceğiyle kavga etmişti. Hırsını çamaşırlardan alıyordu, yıkayarak değil, çöpe atarak :)) Orada Maura yanına geldiğinde hüzünlü bir sesle çorapların tekinin neden makineden çıkmayı başaramadığını soruyordu ve Maura'nın cevabı yine bilimseldi "motorun oraya bir yere kaçmıştır ya da gider hortumunun oraya fıtı fıtı.." çok mantıklı açıkladı o da, ben beceremedim şimdi.. Neyse, Jane hüzünlü ama zevzek bir havada "oo, yalnız çoraplar cennetine değil yani" diyordu.
Bu sahneyi, benim gibi, muhtemelen evde çamaşır makinesinden nasılsa bazen çorapların kaçtığını düşünen kişilere tavsiye ediyorum :)
Sonra, makine dışında çorapları çiftlerinden ayıran bir diğer tehdide değinmek istiyorum. Gözden kaçan ama önemli bir durum.. Evcillerimiz! Özellikle Golden olanlar :)
Az önce, önünde parçalanmış bir çorap cesedi ile kuyruğunu sallaya sallaya bana avını gösteren kocaman sersem sarışın Tattoo'dan bahsediyorum evet! Dün kendisine çoraplardan bir top yaptım, aldı o topu dişlerinin arasına, sırt üstü yattı yere, salak bir sırıtma ifadesiyle ters yattığı yerde kuyruğunu sallaya sallaya kendince eğleniyor. Sonra çorap topunu oluşturan katmanları evin muhtelif yerlerinde gördüm tekrar. Bir şekilde onları yine ayırmış katil...
Şu an bir çekmecenin yarısı kadar tek çorabımız var. Eşlerini kaybetmenin hüznüyle öyle kıyıda köşede duruyorlar. Ben yine de bir yerden çıkar gelir terkeden eşler diye kıyamıyorum bu terkedilmişleri çöpe atmaya. Bu katil Tattoo'ya da daha fazla çorap kurban etmek de istemiyorum.. Neyse, bakıcaz artık...
Hadi mutlu pazarlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder