Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

10 Mayıs 2013 Cuma

Türk kahvesi - hem de bol köpüklü!!

yapmam gereken 3 iş varmış bugün, ben hep 2 sanıyordum birini unutmuşum. o farketme anı var ya, neyse ki ofiste yalnızım dedim :D

ama, neyse ki hızlı klavye kullanabiliyorum, kıvrak bir zekam var (peh peh, egom şişti :D)) ki, bu 3 işin 2 sini az önce noktaladım. kaldı bir, o da en basiti. bari dedim, kendicağızıma şöööyle bol köpüklü bir kahve yapayım daaa, moral ve motivasyon olsun. ama kahve yalnız içilince eğlenceli olmuyor be.. yanına az dedikodu, kız arkadaş ve nikotin olacak. böyle monitör karşısında sap sap içmeyeceksin.. şimdi, kalan 4 saatte diğer işimi bitirmem lazım - ki çocuk oyuncağı. sonrasında ver elini klor kokulu 25 metre uzunluğunda. 2.10 derinliğinde su birikintisi :D böyle söyleyince çok cazip görünmüyormuş bak şimdi.. iyot kokulu rüzgar da olur mu ki acaba? 

iyottu rüzgardı derken, ofisteki ilk günüm geldi aklıma :D 3 kişiydik, o esnada, yıllık izin tarihlerini söylüyorlardı bana. şu şu tarihte ben yokum, 1 hafta plan yapma yoğun olabilir falan filan. o an bir cesaret geldi bana. "ben de birasçık izin kullanabilir miyiiim" diye mırıldandım süt isteyen kedi benzeri. ofiste ilk gün, daha sigorta girişim yapılmamış muhtemelen, adam bana "yürü git be ne izni" dese kös kös çıkıp gidicem.. senaryonun alt yapısı bu.. neyse ki, vicdan sahibi insanlarmış, mahrum bırakmıyorlar beni sevgili tuzlu suyumdan :) oh ohh, tatil planları filan başladı bile..

mesela, bol köpüklü kahvemi denizden çıktıktan sonra gün batımına yakın içerim işte, ne de güzel olur, pek de şahane olur :D 

ps: -deniz kenarında kahve içeceğim kısmı bana bile inandırıcı gelmedi :D-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder